one bell - Turc Anglais Dictionnaire

one bell

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "one bell" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 39 résultat(s)

Anglais Turc
Idioms
ring (one's) bell v. gözünü morartmak
ring (one's) bell v. (birine) göre/uygun olmak
ring (one's) bell v. (birinin) kafasına uymak
ring (one's) bell v. saksıyı kırdırmak
ring (one's) bell v. (birinin) istediği gibi (bir şey) olmak
ring (one's) bell v. (birinin) aklını başından almak
ring (one's) bell v. (birine) seksi/çekici gelmek
ring (one's) bell v. (birinin) aradığı gibi (bir şey) olmak
ring (one's) bell v. (birine) ilginç/enteresan gelmek
ring (one's) bell v. (birine) istediğini/ihtiyaç duyduğunu vermek
get (one's) bell rung v. gözlerinde şimşek/şimşekler çaktıracak bir yumruk yemek
ring (one's) bell v. kafasını/beynini uçurmak
ring (one's) bell v. (birinin) ilgisini/dikkatini çekmek
ring (one's) bell v. beyni dağılmak
ring (one's) bell v. kafası kırılmak
ring (one's) bell v. (birinin) seveceği bir tarzda olmak
ring (one's) bell v. kafasına şiddetli bir darbe almak/yemek
ring (one's) bell v. (birinin) hoşlandığı (bir şey) olmak
get (one's) bell rung v. saksıyı kırdırmak
ring (one's) bell v. kendinden geçecek/yere yığılacak kadar şiddetli bir yumruk yemek
ring (one's) bell v. (birinin) hoşuna gidecek bir tarzda olmak
get (one's) bell rung v. beyni dağılmak
ring (one's) bell v. gözlerinde şimşek/şimşekler çaktıracak bir yumruk yemek
ring (one's) bell v. (birini) tahrik etmek/heyecanlandırmak
get (one's) bell rung v. kendinden geçecek/yere yığılacak kadar şiddetli bir yumruk yemek
ring (one's) bell v. (birinde) cinsel istek uyandırmak
get (one's) bell rung v. kafası kırılmak
get (one's) bell rung v. kafasına şiddetli bir darbe almak/yemek
give (one) a bell [uk/australia] v. (birine) telefon etmek
give (one) a bell [uk/australia] v. (birine) alo demek
give (one) a bell [uk/australia] v. (birine) telefon açmak
(something) rings a bell (with one) expr. (bir şey) yabancı gelmiyor
(something) rings a bell (with one) expr. (bir şey) bir şeyi anımsatıyor/hatırlatıyor
(something) rings a bell (with one) expr. (bir şey) bir çağrışım yapıyor
(something) rings a bell (with one) expr. (bir şey) tanıdık geliyor
(something) doesn't ring a bell (with one) expr. (bir şey birine) bir şey hatırlatmıyor
(something) doesn't ring a bell (with one) expr. (bir şey birine) tanıdık gelmiyor
(something) doesn't ring a bell (with one) expr. (bir şey birine) bir şey anımsatmıyor
(something) doesn't ring a bell (with one) expr. (bir şey birinde) bir çağrışım yapmıyor